- Hoşgeldiniz

Deccal” Dindarlığı!

Deccal” Dindarlığı! sitemize 04 Nisan 2013 tarihinde eklenmiş ve 553 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Deccal” Dindarlığı!

Son günlerde tartışılan “Farklı Dindarlık” tartışmalarına, farklı bakmak istiyorum. Ülkemizde “Dindarlık” bir maske halini alarak, emperyalist talepleri örtmede bugün, aracı yapılmıştır.
Ülke topraklarının ecnebilere satılmasına, domuz eti satışının serbest edilmesine, zinanın suç olmaktan çıkarılmasına, ülkenin bölünmesine, gelir kaynaklarının “özelleştirme” adı altında küresel güçlere devrine, dinler arası diyalog ile İslam’ın batıl dinler ile eşitlenmesine, peygamberin devreden çıkartılmasına Evet diyen ve bunu içine sindiren bir dindarlık anlayışı, “İslam dindarlığı” olamaz.
Çünkü İslam, bu yapılanları savaş sebebi saymaktadır. “Sizinle savaşanlarla savaşın” bir emirdir. “Ne olursa olsun anlaşın, sulhta hayır vardır” anlayışı Peygamber İslam’ının değil, Amerika’nın “ılımlı İslam” öğretisidir.
Müslümanlara ait kervanların soyulması, Peygamberin yaptığı “Bedir Savaşı”nın ana nedenidir. Ülke kaynaklarının milletinin elinden, yalan ve dolanlarla ecnebiye devri, hangi kitaba göre Müslümanlık oluyor?
“Allah katında din İslam’dır” ilahi ölçüsü ortada iken “ilahi dinler” diye yola çıkan “dindar” maskeli hainlerin, İslam kantarında iman karşılığı var mıdır?
Peygamberi “Sonsuz Nur” ya da “Gönül sarayımızın eşsiz sultanı” gibi övgülerden sonra; İman’ın ve İslam’ın dışına itenler, İslam’a göre bırakın dindar olmayı, Müslüman dahi olamaz. Çünkü O’nun gereksizliğini savunmak ancak Ebucehil’e mahsus bir inkâr şeklidir.
Bugün İzmir dindarlığını tartışıp insanımızı itmek yerine, ülkemiz insanına dayatılan “Yeni(!) Türkiye” dindarlığını ele almamız gerekir.
Ülkemiz insanına “İslamsız dindarlık” anlayışı dayatılmıştır. Bir dindarlık düşününki içinde ne İslam var, ne de iman
“Müslüman diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olunan kişidir” buyuruyor, sevgili peygamberimiz. Bugün Türkiye’de iktidarın elinden ve dilinden dünya Müslümanları perişan bir halde
Irak işgalinde Meclis tezkere vermediği halde, havadan ve karadan destek verilerek milyonlarca Müslüman’ın öldürülmesine, göç ettirilmesine ve kadınların namuslarının kirletilmesine destek olundu.
Afganistan’da farklı olmadı
Libya’da “Zalim bir diktatörü deviriyoruz” kuyruklu yalanı ile zalimlerin zalimi olan ABD ile birlikte olduk. İzmir’i merkez yapıp, NATO kılıfı ile Müslümanları katleden Haçlılara, ev sahipliği yaptık.
Suriye’de Amerika ve İsrail ile aynı safta, teröristlere destek verilmekte. Bu zihniyete destek veren bir anlayış, nasıl bir dindarlıktır acaba?
Amerika ve İsrail ile ortak çalışan, Müslüman ülkelere kurulan tuzaklara, düzeneklere, projelere eş başkan olmak, hangi dinin dindarlığı olabilir?
“İslam dindarlığı” olmadığı ortada
Allah “Kim zerre miktarı hayır veya şer işler bunun karşılığını bulur” buyurmuştur. Oylarımızla Amerika ve İsrail projelerine “katılım ortağı” olduğumuzun farkında mıyız?
Allah zerrenin bile hesabını soracakken, bu şartsız desteğin hesabını sormayacak mı sanıyoruz. Yoksa bu günah, “farklı” dindarların gözünde zerre bile, değil mi?
Biz istediğimiz kadar küçültelim günahlarımızı ne çıkar. Hesap sahibi, hesap gününde her şeyin hesabını soracaktır.
Yezit ordusunda asker olanların napalım “Yezit güçlü başımıza bir felaket gelmesinden korktuk” demeleri, kendilerini Peygamber evladının katili olmaktan kurtarabilir mi?
Bugünkü Müslüman’ın “Amerikasız olmaz Bizim ne gücümüz var ki? Amerika’ya karşı gelelim. Ne yapalım NATO’ya girmişiz bir kere, hükümetin elinden de bir şey gelmez” tarzından, savunma ve gerekçeler asla Müslüman ağzı veya İslam dindarlığı olamaz.
Kaldı ki; Haçlı taraftarlığı, Yezit taraftarlığı ile kıyas bile edilemez. Bugün yaşadığımız; hakkı batıl, batılı hak göstermek bazılarına göre dindarlık diye dayatılıyor.
Ama bu ancak “Deccal dindarlığı” olabilir.

yusuf-karaca

 

Yusuf Karaca/Yeni Mesaj Gazetesi

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :