- Hoşgeldiniz

Arınç Köşk’e çağrıldı, Gezi Parkı için özür diledi

Arınç Köşk’e çağrıldı, Gezi Parkı için özür diledi sitemize 04 Haziran 2013 tarihinde eklenmiş ve 489 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Arınç Köşk’e çağrıldı, Gezi Parkı için özür diledi

Arınç,BDP VE MHP’Y TEŞEKKÜR EDİYORUZ

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bugün bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından Arınç düzenlediği basın toplatısında, “Meşru tepkilerini ortaya koyan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bu tepkiler illegal bazı gruplar tarafından kullanılmakta, Türkiye ekonomisine itibarına zarar verir hale gelmektedir.”dedi.

İşte Arınç’ın açıklamaları:

Sizlere kısaca bazı konularda bilgiler sunmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızla son gelişmeleri aktardım, görüş ve önerilerini aldım. Bu görüşmeye olağanüstülük yüklememek gerekir. Ben Başbakan vekiliyim, bütün yetkilerimi biliyorum. Sayın Başbakanımızla da görüşmelerimizi de yaparak belli konulardaki tavırları netleştiriyorum.

 

POLİSİMİZ TEPKİ TOPLAMIŞTIR

Polisimiz tarafından aşırı tedbir haklı olarak tepki toplamıştır. Bununla ilgili incelemelerde başlamıştır. Son beş gündür polisin sağ duyu içinde bu milletin bir evladı olarak son derece hassas bir konumdadır.

Özellikle bir hususun üzerinde durmak isterim. Bu ülkeyi 29 Ekim 1923’te hepimiz birlikte kurduk. Ferdimizin her biri bunun sahibidir. 90 yıl boyunca bu cumhuriyet milletimizin her ferdinin emekleriyle alın terleriyle büyüdü yüceldi ve bugünlere ulaştı.

Fakat maalesef bu haklı taleplere karşı şu veya bu sebeple, emniyet güçlerimizin gaz kullanmaya başlaması olayları çağrından çıkarmıştır. Yaptığım basın toplantısında, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının olumlu karşıladığımı ifade ettim.

HEPSİNE SAYGI DUYDUK

Türkiye’nin en büyük zenginliği farklılıkları bir arada tutuyor olmasıdır. Türkiye’yi bu seviyeye ulaştıran da birlikte yaşama kültürüdür. Kurulduğumuz andan itibaren farklılıkların hepsine saygı duyduk. Her seçim sonrasında sayın Başbakanımız kitlelerin karşısına çıkmış, Türkiye’nin başbakanı olacağının altını çizmiştir. Hükümetimiz tüm kararlarında müştereklerde buluşmayı dikkatle gözetmiştir.

Yaşam tarzları bizim için son derece değerlidir önemlidir. Yaşam tarzı nedeniyle ağır baskı yaşamış bir kadro olarak kendi yaşadıklarımızı başkalarına yaşatmamak için büyük bir gayretin içinde olduk. Biz bize oy vermeyen vatandaşlarımızı anlamaya çalıştık. Toplumla inatlaşacak bir anlayışın içinde olmadık, olamayız.

Herkes bizi takdir etmek zorunda elbete değil.

BİZİ TAKDİR ETMEYENLERİN DE GÖRÜŞLERİNE AÇIĞIZ

Biz bizi takdir etmeyenlerin de görüşlerine açığız. Bize oy vermeyenlerin de talep ve beklentilerine duyarlıyız. Her bir vatandaşımızın en temel insani hakkı özgürlüğü yaşam tarzı bizim sorumluluğumuz altındadır. Demokratik bir kültür içinde ifade edilen tüm tepkilere sonuna kadar açığız. Yeter ki şiddet olmasın. Yeter ki şiddet öfke ve nefret ifade diline dönüşmesin.

VATANDAŞLARIMIZIN MEŞRU TEPKİSİ

İstanbul  Taksim Gezi Parkı‘nda yanlış bilgilendirme olsa da vatandaşımız tepkilerini ortaya koymuşlardır. Ancak gezi parkında şehri sahiplenmeyle başlayan gösteriler bugün farklı boyutlara ulaşmış boyuttadır. Meşru tepkilerini ortaya koyan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bu tepkiler illegal bazı gruplar tarafından kullanılmakta, Türkiye ekonomisine itibarına zarar verir hale gelmektedir.

BU ARZU ETMEDİĞİMİZ BİR OLAYDI

Şu ana kadar 300’ün üzerinde vatan evladı yaralanmıştır. Sadece yaralılarımızı sayarken bugün duyduğumuz haber hepimizi üzmüştür. Hatay’daki gösterilerde Abdullah Cömert isimli bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu arzu etmediğimiz bir olaydı.

Bu gösterileri bu noktaya getirenlerin sonunda bu işi ölümle sonuçlandırmak istediğini biliyorduk. Ama maalesef istenmeyen bir olay oldu. bunun üzerine yine olayı büyütmek, yeni provokasyonlar üretmek olduğunu seziyorum.

 

BDP VE MHP’Y TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Biz herkesin hükümetiyiz. Biz kendimizi hesaba çekeriz ve çekiyoruz. Öz eleştirimizi yaparız. Muhalefet partilerimizin aklı selimi öne çıkararak yatıştırıcı tavır sergilemesini arzu ediyoruz. MHP’nin olayın başından beri tutumunu takdir ediyor ve teşekkür ediyoruz. BDP’nin takındığı tavra teşekkür ediyoruz. CHP Genel Başkanı’nın parti olarak değil bireysel olarak bulunduğu cümlelerine teşekkür ederiz.

 

Vatandaşlarımızın sağ duyu ve sabrıyla huzur ve güven ortamı tesis edilmiş olacaktır. Haklı taleplerini ifade eden vatandaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Öz veriyle çalışan uykusuz yorgun bulunan güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum.

 

İLK EYLEMLERİ BAŞLATANLARI DA DİNLEYECEĞİM

Dava açan, dernek yetkilileriyle bugün yada yarın görüşeceğim. Yine bu konuda ilk eylemleri başlatan arkadaşlardan da dinleme imkanı bulacağım. Ağaçların kesilip kesilmeyeceği konusunda bir itiraz bir şikayet endişe var. Bunları gidermek zorundayız.

Taksim’deki gezi parkıyla yada şikayetlerle ilgili yeni gelecek kanunda bazı maddeler varsa buna rıza göstermeyeceğimizi bilmenizi isterim. Peşinen karşı çıkmayalım, bu kanun ne getiriyor ne getirmiyor kamuoyunu aydınlatma görevidir.

Şehirler hepimizin gözdeleridir. Hepimiz birşeyler söyleyebiliriz. Bir kente yapılacak bir inşaat konusunda yerel yöneticilerin belediye başkanları da meclisi de olsa, STK’ların çok daha fazla söz söyleme hakkı vardır. Kurullar vardır, kültür bakanlığına bağlı kurumlar vardır. İkazları dikkate almak gerekiyor. Bu konularda çok daha hassas olmalıyız.

 

SOĞUK KANLI DAVRANMALIYIZ

Yargısal denetimle kamuoyunun denetimiyle bir hükümetin yapacağı şey olaylara soğuk kanlı bakmak. Çoğulculuk ve katılımcılık bunları inkar etmeden söyledikleri sözlerin özgül ağırlığını bilerek hareket etmek zorundayız. Olaylar başladığında meseleye net bakabilseydik bunun bir çevre duyarlılığı olduğunu görürdük.

Olaylar aşırı güç kullanımıyla çizgisini aşmıştır. Bugünkü duruma gelmiştir. Taksim’de benim üzüldüğüm konu gezi parkındaki üç ağacın kesilmesiyle böyle bir olayın özünden sapması değil. Çözüm süreciyle devasa bir olayla karşı karşıyayız. 30-35 yıldır her şeyimizi mahveden bir terör sorununu çözecekse bundan daha büyük bir başarı düşünülemez.

Açık yüreklilikle söylüyorum. Başka olaylarda da yanlışlıklar yapabiliriz, yapmış olabiliriz, bundan sonra da yapacak olabiliriz. Bize düşen görev ülkemizi en iyi şekilde yönetmesidir.

HİÇBİR İNSAN VAHŞETİ ONAYLAYAMAZ

Soru: Bu olayların bu noktaya gelmesinde üslup sorunu olmasını düşünüyor musunuz? Başından beri hükümetiniz böyle bir tavır takınılsaydı olaylar bu noktaya gelir miydi?

Üslup şüphesiz önemli. Her birimizin kendi üslubu önemli. Siyasetçiler için de çok önemli.  Bir insanın ne olduğunu anlamak için üslubuna bakmak lazım. Hepimiz üslubumuzla sert ve kırıcı olabiliriz. Öfkeyi de bunun içine koymak mümkün olabilir. Doğru olan yöneten insanların üslubların çok daha yapıcı ve kucaklayıcı olmasıdır. Ben bunda ne kadar başarılıyım bilmem, ama hepimizin önem verdiğini ifade etmek istiyorum.

Olaylar ilk başladığında bunun çığırından çıkabileceğini düşünmüş olabilirler. Buna dikkat çekmek için, uyarmak amacıyla farklı bir üslup kullanılmış olabilir. Bugün geldiğimiz noktayı meşru göstermek mümkün değil. Bu çevre duyarlılığı olmaktan çıktı, ambulansın içinde polis var mı diye ambulansın yakıldığı duruma geldi. Hiçbir insanın bu vahşeti barbarlığı onaylayacağını düşünmüyorum.

SORU: Ankara’daki gösterilerde polisin havaya ateş açması sonucu Ethem Sarısülük vardı, komadaydı. Onun durumu nedir? Havaya ateş açan polis hakkında işlem yapıldı mı? Genelkurmay’dan bir açıklama geldi. Bir askerin yaralandığı yönündeydi açıklama. Çözüm sürecini tehlikeye atıyor mu bu saldırı? 

Çözüm süreci sağlıkla gidiyor. Genelkurmay başkanlığı bu açıklamayı yapar görevi sürecindendir. Bu ismi biliyorum. İlk olaylarda yaralanan bir arkadaşımız. Polisle ilgili ne işlem yapıldığını arkadaşlarım not olarak ifade etsinler. Biz dün akşam ilgili bütün bakanları, emniyet genel  müdürü de 7de 12’ye devam eden bir toplantıda olayların analiz yapmalarını, hangi tedbirleri aldığımızı görüştüm.

KENDİLERİNE GAZ KULLANMAMALARI TALİMATI VERİLMİŞTİR

Polisler bu ülkenin yabancısı değil. şehit gazi olduğu zaman üzüldüğümüz insanlar. Terörle mücadelede ve güvenlik görevlerini yaparken olaylar sebebiyle üzüldüğümüz kendilerini kucakladığımız bu memleketin evlatları. Bunlar ağır bir görev yapıyorlar. Aşırı şiddet kullanabiliyorlar. Şu karara da vardık. Pasif durumdalar, yani karşı taraftan bir şey gelmedikçe bekliyorlar. Bir fiili saldırı da kalkanlarını kullanıyorlar. O yetmezse su sıkıyorlar. Ancak kendi canları bahis olunca gaz kullanıyorlar. Kendilerine meşru müdafaa olmadıkça gaz kullanmamaları talimatı verilmiştir. Polislerimize ağır hakaretler yapılmakta ölmeleri istenmektedir. Yaralı sayısına baktığımız zaman neredeyse üç misli polis memuru bulunmaktadır. Bu insanlar 5 gündür uyumadan görev içindeler. Bu milletin bu memleketin çocukları.

SORU: Göstericilerin özür talebi hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Eğer bu olayları dindirecekse sayın Arınç özür diler mi?

Özür dilenmesi haklı gerekçeler varsa erdemdir.

Bu göstericiler gezi parkında başlayan olaylarda bir yurttaş bilinciyle hareket etmişlerse, ki buna inanıyorum. Bu insanlara karşı şiddet kullanılmasını tasvip etmiyorum. Eşiyle çocuğuyla birlikte gelmiş, sanatçı doktor iletişim uzmanı yazar. Birbirlerine haber vermişler ağaçlarımıza sahip çıkalım diye. Kanunsuz da olabilir. Ağaçlarımızı kesmeyin. Bu insanlara gaz sıkmak değil, bak aldığımız karar bu. Büyükşehir belediyesinden geçmiş, oy birliğiyle geçmiş diyebilecek bir adam lazım. Bu insanlar bir proje içinde bu ağaçlar şuraya gidecek diyecek bir otorite lazım.

BİR İNSANIN İKİ DİLİ OLUR 

Ama hayır biz size bunları yaptırtmayız ve üzerine şiddetle gidildiği zaman daha büyük bir azimle geldiler. Demokratik bütün tepkilere biz varız.

Bir insanın iki dili olur. Ya siyasetin ya şiddetin dilini kullanırsınız. Şiddetin dilini kullanırsanız kimse sizin taleplerinize bakmaz. Şiddete yöneltmeyi suç kabul ettik.

Şiddetle bir yere varamazsınız.

ÖZÜR DİLİYORUM

İstanbul  Yeniköy’de bir dostumuzun nikâhına gittim. Nikah şahidiyim. Yoldan geçen tencerelerine vura vura eylem yapan insanlarımız bizi gördüler. Nikah kıyılıyor dışarda toplanma arttı. Ben kendi adıma bir şeyden korkmam üzülürüm. Düşünün ki düğünün sahipleri,  davetliler. Onların gecelerinde mutsuz etmenin kimin hakkı var arkadaşlar? Yeter ki fiili saldırı olmasın. Bütün düğün boyunca bu devam etti. En basitini size söylüyorum.

 

BELEDİYENİN PARKLA İLGİLİ REFERANDUM YAPMASINI BİLE DESTEKLERİM

Bizim siyasetimiz millet için, hizmet için. Ben Arınç olarak belediyenin parkla ilgili referandum yapmasını bile desteklerim.

SORU: Polisle ilgili soruşturmalar içinde şöyle konular da var mı?  Bazı çevik kuvvet polislerinin numarasız kaskla müdahale ettiği, bazı çevik kuvvet polislerinin hedef gözeterek gaz bombası attığı iddiası var. ABD dışişleri bakanının tepkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Dış basında dezenformasyon var. Türk basınının gösterdiği duyarlılığı uluslararası kanallar göstermediler. Ancak basın özgür. Bu konuda yazacaklarını çizeceklerini bizim tayin etmemiz mümkün değil.  Ethem Sarısülük kafasından cisimle yaralanmış ve tedavisi devam ediyormuş.Dışarıdaki televizyon kanalları yanlı yayın yapıyorlar. Önce şuna bakmamız lazım. Bu olayları bazı gaflet içindeki insanlar, bir Arap baharına benzetme gayreti içinde. Ne kadar uğraşsanız böyle bir şey mümkün de doğru da değil. adını biz koymadık ama bir baharda bahsediliyorsa bu çok yanlış olur. Bunu Wall Street’in işgaline neden benzetmiyorsunuz? Onlar getirmezse bizim televizyonlarımız getirebilir? O zamanki açıklamaları bugünkülere getirdiğiniz zaman, kendinize öyle Türkiye’ye neden öyle bakıyorsunuz deme hakkımız olabilir mi? Kim olursa olsun Türkiye’de yaşanan olayların onlarcası kendi ülkelerinde oluyor. Hükümetimiz devletimiz güçlüdür. Sokak olaylarına pabuç bırakacak noktada değiliz. Biz sokaktakilerle baş ederiz. Onların maksatları farklı olabilir. Türkiye’nin dış itibarını azaltmaya yönelik çaba içinde olabilirler. Bağırmak bastırmaya kalkmak yok saymak güçlü bir iktidarın yapacağı şey değildir.

SORU: Siz de açıklamanızda söylediniz. Gerekirse STK’larla görüşülür vali anlatır diye. Yargının kararı da gözetildiğinde, Gezi Parkı projesinde erteleme olabilir mi? Ankara’da portakal gazı kullanıldığına dair iddialar var. Bu ne kadar doğru?

Bazı merkezlerden olayların yönlendirildiğini biliyoruz. Asparagas haberler yayınlandığını biliyoruz. Aslında ne kadar demokrat olduğumuzu gösteren imkanlar var bunların hepsini kapatmak mümkün. Erişimini engellemek mümkün. Tweetlere girin, abd’deki merkezden server kullanarak talimat yağdıranlara bakın onlar asıl failleridir. Şu kadar kişi öldü, filan hastanede şu kadar genç var. Gençler eziliyor. Bunlar içinde polisi hedef alanlar da var. Polisin katledilmesini isteyenler var. Polisin bilmem ne gazı kullandığını söyleyenler var. Aynen 27 Mayıs olaylarında önce üniversite öğrencileri öldürüldü gibi saçma sapan ahlaksız haberlerin internet dünyasında yayınlandığını biliyoruz. Çevik kuvvetin şu veya bu şekilde davrandığına dair, polisle ilgili soruşturmalar yapılıyor. Hemen üç saat sonra beş saat sonra netice almak mümkün değil. çünkü olaylar devam ediyor.Bu mahkeme kararına karşı her şey olabilir. Gösterilen hususlara önem göstereceğiz. Hangi gerekçeyle karar verdi, kültür bakanlığının düşüncesi nedir bakacağız? Orada ne yapılacağı henüz kararlaştırılmamıştır. Gezi parkına, topçu kışlasına ne yapılacağı konusunda farklı düşünceler vardır. Çok kesin bir karar alacağımızı söyleyebilirim. İstanbul’a yapılacak bir iş konusunda, büyükşehir başkanı ve meclisinin, büyük bir duyarlılık içinde hem çevrecilerle ve vatandaşlarla ortak karar alması gerekebilir. Belediyelerimiz referandum yoluyla bile karar almaya çalışıyor. İDO ile ilgili anket yapılmıştı. Büyükşehir belediyemizin referandum yapmasını gönülden desteklerim. Portakal gazı sarin gazı bunların hepsi ajitasyondur.

SORU: Kasklarda numaraların gizlenmesiyle ilgili yanıt alamadık? Hükümet adına konuşuyoruz dediniz. Şunu merak ediyoruz. Cumhurbaşkanıyla görüşmenizden sonra başbakan ile bir temasınız oldu mu?

Başbakan ile bir temasım olmadı. Akşam bilgileri aktardım. Cumhurbaşkanını ziyaret edeceğimi belirttim. Benim konuşma üslubumu başbakan bilir. Konuştuğumuz konu hükümetimizin düşünceleridir. Unutmayın ki sayın cumhurbaşkanımız çok önemli bir yerde. Türk devletini temsil ediyor. Anayasa’da 102-103-104’de geniş yetkileri var. Cumhurbaşkanımı hemen hemen her konuda yapıcı bir konuşma yapıyor. Siyasi parti liderlerini davet ediyor. Kapıdan çıktığım zaman talimatlarını aldım sözünü kimse yanlış anlamasın. Sayın cumhurbaşkanımız bize talimat verecek konumdadır.

Ben 2005’te TBMM Başkanı’ydım.  İslam Konferansı’na sayın Sezer’in gitmesi gerekiyordu gitmedi. Ben gittim. Türkiye adına bir konuşma yaptım. Sayın Abdullah Gül o zaman dışişleri bakanı ve benim üç arkamda oturuyordu. Şimdi cumhurbaşkanımız, şimdi önümde.

SORU: Yurdun bir çok yerinde gösteriler oldu. İzmir’de iki noktada göstericiler ateşe verdiler. Hizmet grubuna dair noktalar bunlar. Hizmet grupları da hedef alınmış olabilir mi?

O kadar sivil hedefler var ki, hizmet grubuyla sınır tutması lazım. Kendilerince düşman olarak gördükleri bazı noktalara saldırılar yapıyorlar. O kitledeki nefreti görmek lazım. Sadece düşüncelerini ortaya koymak, hükümeti eleştirmek adına değil, belli isimleri noktaları düşman gibi gören illegal bir yapılanma tahribat yapılmak isteniyor. Hedefe alınan parti AK Parti’dir. AK Parti genel başkanlığına karşı duyum olarak aldığımız, telsiz gibi konuşmalardan özetlerdir.

Bu soygunları bu çapulculukları yapanlar, insana doğaya zarar vermek konusunda söz vermişlerdir. Maddi zarar 70 milyonun üzerindedir. Ambulansların, iş makinalarının yakılması büyük bir tahribat değil mi? Duyarlı insanlarımız bence bu saldırıları bugün bitirecektir. Bugün biz herkesten bunu bekliyoruz. Ben yaşadığımız olaylardan ders çıkardığımızı söyleyebilirim. Eksiğimizi gördük. Ama hiç kimseyi görmezden duymazdan gelmek lüksüne sahip değiliz. İktidarsız her ülke yönetilebiliyor ama muhalefetsiz mümkün değil.

KASK SORUNUNU BİLMİYORUM

Kask sorusunu bilmiyorum. İçişleri bakanımız Meclis’te de konuşma yapacak gibi. Kendisine iletelim.

11 tane illegal örgüt var. Yaralılardan bir kısmının örgüt mensubu olduğu söyleniyor ama isim vermenin doğru olmadığına inanıyorum.  Önemli olan bunlar değil, önemli olan bunların sokakta yalnız kalması. Onlar şiddetten elini çektiği zaman bu iş bir saatte bitecek bir iştir.

arinc-gul

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz